Etiketler

Film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Eylül 23, 2012

Benjamin Button'nun Tuhaf Hikayesi

                                               
                                           
Uzun bir aradan sonra herkese merhaba;Ülke gündemi ile sarsılan hayallerim ümitlerim hatta tüm inançlarıma ağlamak için bir bahanem olsun diye bir film arıyordum..Hatta ben değil tüm facebook sayfamda ki üyelerim sağolsunlar ne kadar film varsa önerdiler..Çoğunluk hint filmlerini önerince izleyeyim dedim..Neyse hint filmlerine girmeyeyim girersem bende ayar kopuyor..

Artık bir Orhan Gencebay açayım Batsın Bu Dünya dinleyip ağlayayım derken.. Çok sevdiğim bir arkadaş bana mesaj atmış ''Bilmem ağlarmısın ama.. Benjamin Button tam sana göre izle..'' Tabi kaçarmı hemen açtım..Konu itibari ile ilk bakışta bana göz kırpan film ''bunu daha önce nasıl izlemem.. aaa ilginçmiş yahu!'' içimdeki sesle beraber bana unutamayacağım beni etkileyen bir film olarak anılarımda yer etti.Ünlü takıntısı olmayan biriyimdir.. Ama Brad Pitt'i Truva filminden beri tanırım..Sarışın olarak tek yakışıklı ve karizmatik adamdır,çok filmini izledim oyunculuğu ise kesinlikle tartışılamaz.. Brad Pitt varsa bir bakın derim..

Hayatınızı tersden yaşamak !


Doğduğunuzda 80 yaşında olarak doğsaydınız yaşamınızı nasıl yaşardınız?
; Film bu soru işareti ile başlıyor ilk dakikada sizi dünyadan koparıyor..Ve bu soru Benjamin Button'u ne kadar ilgilendiriyorsa sizde onun kadar düşünüyorsunuz..



 Benjamin Button; ''1'inci Dünya Savaşının bittiği bir günde doğmuştum, doğulabilecek en güzel zaman dı.'' Doğduğu zaman en güzel zamandı düğme sektöründe en iyi olan bir babanın oğlu olarak, dünyaya 80 yaşında gözlerini açtı ve bir ucube gibi terk edildi.. ''Herkes öleceğimi söylüyor, anne ben ne zaman öleceğim.'' Ve Benjamin Button gözleri kataraktan neredeyse kör olmuş ve bir çok sağlık sorunu ile doğduğu halde o yaşadı, Babası onu Quınn denilen huzur evinde refakatçi olarak çalışan iyilik meleği bir siyahi kadının yanına bıraktı. Kadının çocuğu olmuyordu 80 yaşındada olsa bir bebeği olmuştu.. Sahip olabilecek en iyi anneye yaşanabilecek en güzel yerde büyüyür pardon gençleşiyordu..Huzurevinde....
          Ben Neden Böyleyim?


Herkes öleceğini düşünürken o yaşadı. 7 yaşında 70 yaşında ki bir adam gibi görünsede o bir çocuktu.Dünyayyı keşfetmek dışarıdaki çocuklarla oynamak istiyordu ama tek bir soru vardı aklının bir köşesinde ''Ben ne zaman öleceğim anne?''

Ama ölmedi yaşadı..Yaşamını ilginç kılan Huzur evinde tanıdığı herkes sıra ile ölüyordu..O ise sanki zaman meydan okur gibi dinç ve dingin olmaya başlamıştı. ...Benjamin tuhaf bir şekilde gençleşiyor aslında görünüşü haricinde oldukça gençti.. 60 yaşında gibi görünürken aslında 9 yaşlarındaydı ve kendisinden bir kaç yaş küçük Daisy'e aşık olmuştu.. ''Ona bir kez bakmam yetti çok güzel gülüyordu ve aşık oldum.''

                            
                   Zamanı Hiçe Saymak !                  
  Herşekilde yaşam değişiyordu.O farklıydı biliyordu ama bu çalışmasına engel değildi.. genç yaşında yaşlı görünümünde romörkörde çalışmaya başladı.. daha 17 li yaşlarındaydı bir savaş gördü..Daisy ile buluşmaya çalışsada bu imkansız gibi görünüyordu..Çünkü ondan yaşlı duruyor ve bu kadın oldukça pervasızdı...Ama bu zaman içinde doğaya aykırı olmak hiç kolay değildi.. herkes normalken o farklıydı sürekli gençleşiyordu.. Zaman ile dalga geçiyordu resmen... Ve Dasiy onun tek vazgeçilmezi tek aşkı olarak yıllar sonra karşısına çıktığında artık herşey farklıydı...

Kore Aşığı'nın Sevdikleri


Kore Aşığı bu filmde ağlamadı traji komikdi aslında çok fazlası ile trajik ama beni hiç ağlatmadı..Ama her Trajik film beni veya sizi ağlatacak diye bir durum yok:)...

Bu film bir çok ödülü hak ediyorsa inanın fazlası ile hak ediyor..İlginç bir hikayesi ve harika bir işleyişi var ..Filmlerin birini sarması için özelikkle ben gibiler ilk saniyede film beni etkiledi etkiledi..Yoksaa uhuuuuu:))))

Sezarın hakkı her zaman sezera ! Brad Pitt oyunculuğu ile göz dolduryor.. ve bir alıkşda makyöze gidiyor abi o neydi öyle..Adamı 80 yaşından 17 yaşına kadar bir görün ^^ İnanamayacaksınız o derece..

Filmi çok beğendim harikaydı ..Film için hiç birşey yazmadım aslında hele sonunu hiç yazmadım.. Ahh ne sondu diyesim var ..

Of of bitirdi beni
''Bana baktı o an anladım ki beni tanıdı,sonra uyur gibi gözlerini kapadı'' dedi Daisy

Akılda Kalanlar;

''” Hayatında olan bitene sinirlenebilirsin, küfür edebilirsin, kaderine lanet edebilirsin ama sona geldiğinde; hepsini unutmalısın. “
'Sanki uzun bi ömür yaşamış gibiyim ama hiçbir şey hatırlamıyorum. ''

Öyle bir film öneriyorum ki izlemeyenler heyyy siz! Ne duruyorsunuz hemen açın ve izleyin...Çünkü Kore Aşığı'nın aylar sonra izlediği onca filmden sonra etkilyen tek film.. Bu filmi bana öneren kardeşim gibi sevdiğim Elif'ime de çok teşekkürler....Sizde bana teşekkür edeceksiniz biliyorum:)) Annyyyooooo














                                             

Pazartesi, Haziran 11, 2012

Aşkım Benim / Bel Ami (Yürek Yakan)



Günlerden bir gün Kore Aşığı, Suzanne Enoch'un harika kitabı Hep Seni Bekledim 'i okuduktan sonra.. Derin bir iç çekti ve şunu söyledi..''Hemen tarihi bir ingiliz filmi bulmalıyım en balolusundan:))) Ve herşey o zaman başladı..



                                                                Aşkım Benim Başrolü

Son günlerde itiraf ediyorum İngilizler kalbimi çaldı..Ama bu çalışlara ingiliz parlemontosu veya halkı sebep değil.. Kesinlikle yazarları..

Aşkım benim filmi dünyayı saran Alaca karanlık serisinin yıldızı herkesin yakışıklı bulduğu adam
 ( ki asla beni etkilemiyor o ayrı ^^) Robert Pattinson (Georges Duroy) rolü ile karşımızda..Kendisi  filmde öyle becerikli ki Edward Cullen kimliğini kesinlikle görmedim.. Ve yine başrolde yaşına göre hala metor gibi hatun olan Uma Thurmen (Madeline Forrister) rolü ile görmekteyiz..Gerçekten enfes kadın..

Filmin Konusu 1879



Herşey bu bakışla başladı desem yeridir.. 






19. yüzyılda geçen "Bel Ami", Guy De Maupassant’ın aynı adlı romanından  uyarlanan 2012 yapımı. Pattinson’ın canlandırdığı "George Duroy" isimli karakter üzerine kurulu olan film, bu genç gazetecinin Paris’te çok etkili ve güzel bir kadınla kurduğu ilişki ve acımasızlığı sayesinde şöhret basamaklarını birer birer çıkarak kentin en güçlü adamı haline gelmesinin öyküsünü işliyor. Film, Thurman’ın, Duroy’un bir arkadaşının eşiyken onunla ilişki kurması ve aksanını düzeltmesine yardımcı olmasıyla başlıyor. Sosyetenin gözbebeği olan bu güçlü kadın daha sonra hayatını Duroy ile birleştiriyor. Filmde, Kristin Scott Thomas gazeteci Duroy’a aşık olan sosyeteden bir kadını, Christina Ricci ise hafif meşrep genç bir ev kadınını canlandırıyor 


 Kore Aşığı'ndan









Georges, arkadaşının evine yemeğe gider..Bel Ami (Yürek Yakan) olma yolu o gün önünde belirir..Yakışıklılığı oradaki kadınların dikkatini çeker..O gün gazetede çalışma teklifini alır ve artık düzgün bir işi vardır..Köşe yazarlığı yapacaktır..Ama bu hiçde kolay değildir, yine arkadaşı ve onun güzel karısı Madeleine (Uma Thurman) yardımcı olur..Madeleine onun yazılarını yazar..ve ona bu acımasız ve kokuşmuş düzen içinde nasıl yükseleceğini öğretir..


Georges yükseldikçe doyumsuz olmuştur..Ve tek seçenek evli zengin kadınları baştan çıkarmak olduğunu Madeleine'nin tavsiyesi üzerine keşfeder..


Ama bu asla ona yetmez. Aşkıda ister..

Arkadaşı ölünce güzel karısı yalnız kalır.. Bu onun için karşı koyulması güç birşeydir..Fakat Madeleina kesinlikle farklı ve duygusuz bir kadındır..Sevişirken bile sadece politikayı ve siyasi şeyleri düşünür..Ve kahrolası bir Kont'un salı günleri uğraması ve onun için ne ifade etmesi bile umrunda değildir.. Ama o bir erkektir bu kadına kendini ispatlamak ister fakat bunun için güç ve para şarttır.. Ve yine aşıklarına döner, bu sefer daha güçlü bir kadına gazetenin en başında ki ismin karısını baştan çıkarır..Ve bu şekilde devam ederken..


İhanete uğrar ve ihanete uğratır..Öfkesi ve asiliğini kendi bile durduramaz..Filmin sonunu söyleyipde kendime küfrettirmek istemiyorum..

Sevdiklerim
* Herkes tarafından bilinen şudur ki bir seri ile ünlü olan biri..Artık o kılıfdan ve o rol den çıkması zordur.. Ama Pattinson Edward Cullen kimliğini kolayca çıkarmış..Çok sevdim adam rolü hakkı ile verdi.
* İngiliz tarihi filmlerin benim gibi tutkunuysanız..Kesinlikle mekan ve kostümler 10 üzerinden puan vermek bana kalsaydı şak 10 du yani..Çok sevdim mükemmeldi daha iyisi olmazdı..

* Uyarlama bir senaryosu olduğu için oldukça iyiyidi.. Oyuncular kitabı okumadığım için bilemesemde..Pattinson Edward'tan kurtulduğuna göre ya kişisel başarısı ile Georges Duroy du..

* Kadın oyuncular tek kelime ile birbirleri ile yarıştılar...Uma Thurman zaten ayrı bir olayda.. Chıristina Ricci'nin oynadığı o karaktere bayıldım..Ayartılan ev kadını oynamak sevişirken bile..''Sevgili güzel oğlum..'' çok güldüm... Krıstın Skott ise filmde bana göre aşk duygusunu gösteren tek kişiydi.. Ve filmde onun o  son bakışı çok hoşdu aklımda kalmış:)

* Aşkım benim'den hoşlanmasam da Bel Ami gerçekten cuk diye oturuyor bu filme..Yürek Yakan.

Aklımda kalan o bakış:)



Sevmediklerim
*
Filmde bazı belirsizlikler hoşuma gitmedi yada anlayamadım.. Örneğin O Kont kim di? Ve Madeliena İçin ne ifade ediyordu..Duygudan yoksundu o nedenle anlamadım..
* Filmin adı Aşkım Benim bence filme hiç uygun değil.. Bu yazarı merak ettim genelde okuduğum ingiliz yazar tarzından farklı şehvet tamam ama aşk kesinlikle saf olarak işlenir..





Filme 10 üzerinden tam puan verdim gitti..Kendini sonuna kadar izlettirdi..Sıkılmadım ..İzlemelisiniz.. Hırs nasıl başkasının gözünden dram oluyor göreceksiniz.. Ve aşk sadece temiz kalplerde saf olabiliyor bunuda göreceksiniz eminim:)

Not:Erotik içeriği olsa da ^^..^^ kesinlikle dozunda:)
Filmin sonunu özellikle yazmayacağım ..Blogcu olabilirim ama filmide b...k etmek istemiyorum:)) Zaten ipucu bıraktım..Filmin sonunda bu kadar alçakça olamazsın dedim vallaha:)







Filmin Fragmanı İle Elveda (^.^) Kesinlikle İzleyeceksiniz Biliyorum.. Yorumda Yaparsınız Artık..











Çarşamba, Haziran 06, 2012

Aşk Ve Gurur


Sizlere 2005 yapımı benim çok severek izlediğim kitabını okuduğum ve bilemiyorum daha kaç kere bu filmi izlerim..

Jane Austen ingiliz aşk edebiyatında hatırı sayılır bir yere sahip, sanırım benim kalbimde de..Kitap ile film arasında bazı kopukluklar olsa da filmde oldukça başarılıydı..

Saf ve temiz bir aşkı anlatıyordu ki inanın bu şaşırtıcı bir durumdur ..Eğer İngiliz ve Fransız yazarlarını okuyorsanız en çok ingilizlerde rastlanır..Tarihi romanlarda hep cinsellik kokuşmuş düşünceler, bariz çarpık ilişkilere yer verilse de bu kitabın yeri çok ayrı..Ve oldukça şaşırtıcı..

Gelelim Film'e
18 yüzyılın sonlarında, Bennet'lar - Elizabeth veya Lizzie, Jane, Lydia, Mary ve Kitty, annelerinin iyi bir koca bulup geleceklerini güvence altına alma hayalleriyle büyütülmüşlerdir. Fakat, neşeli ve zeki bir mizaca sahip olan Elizabeth, kendisine düşkün olan babasının da desteğiyle hayatını daha farklı ve dolu dolu yaşamak için çabalamaktadır...

  


Jane Benneth
Mr Bingley
Mr Bingley
Günlerden bir gün o ingilizlerin şaşalı olan genç kızların evlenme yaşları geldiğinde takdim törenleri için yapılan baloda Anne Bennet güzel kızı Jane için bir koca bulmayı kafasına koymuştur..Jane oldukça güzel ama bir o kadarda çekingen bir kızdır..Partide etraf da koca olabilecek birilerine bakarken hemen yanında Elizabeth ile erkeklere bakar..Ama aniden içeriye üç kişi girer biri kadın iki erkek Mr. Bingley kardeşi Leydi Carolin ve Mr Darcy.. Bu üçlü salona girdiğin de herkes onlara bakar.. Mr Darcy soğuk ve kibirli görünen bir adamdır.. Mr Bingley ise aksine çok sıcak ruhlu ama çekingen biridir.. Bu adamların salona girmesi elbette anne Benneth'in gözünden kaçmaz ve hemen kızlarını onların yanına götürür..


    

Çok karizma olan Darcy:)

Jane ve Bingley gece boyunca dans ederler bu herkesi etkiler.Lakin Elizabeth gece boyunca soğuk bulduğu Mr Darcy'e '' Dans eder misiniz Bay Darcy?'' deyince Darcy ürkekçe ''Sadece tanıdıklarımla bayan'' Bu Elize'yi sinirlendirmişti.. O günden sonra bir kaç kez daha karşılaşırlar..Ama bu karşılaşmalar nefretin yanı sıra farklı düşünceleride bir araya getirir.. Elize bu adama ve soğuk hallerine deli oluyor onun sürekli yanlışını buluyordur..Jane ise çok heycanlıdır Bingley evinde bir balo verir.. Bu balo bu sefer farklı olacaktır..

Mr Darcy mağrur bir adamdır ve çok zengindir 


İşte o büyülü an..:)


Darcy gece boyunca Elizebeth'in peşinde dolaşıp bir anda karşısına dikilip..


Darcy:Bayan Benneth sıradaki dansı bana bahşedermisiniz..!


Darcy sanki yeni bir yetme bıyıkları yeni terleyen bir çocuk edeası ile söylerken bunu Elize ise son derece şaşkındı bu adam küstah ve kendini beğenmişin biri iken.. Ama kendinin bile şaşıracağı cevapla..


Elizabeth:Ah! Ihımm..Şey Tabi.. Olabilir..


Darcy:Peki..Tamam ..Ohalde..


Ve dans mükemmeldi her ikiside dans ederken yine bilmişlik taslayan Elizabeth ve ona soğuk konuşan Darcy işete bu kadardı ama bakışlar..Aiiişşş çok masumdu..Ama bu balonun ardından Bingley ve Darcy Londra'ya geri döner.. Ve Jane öylece kalır.. Elizebeth ise o an umursamada içinde bişeyler kopup gider..Ve Jane annesi Londra'ya yollasada ..Elize ise Londra'ya gezi için gitiğinde Darcy ile karşılaşınca..:)))Çok güzeldii




Film ve kitap için detaylı anlatmayı o kadar istiyorum ki bakın neleri hangi sahneleri..




Aşk itirafı:)) Ne olduğunu yazmayacağım o kadar güzeldi ki.. Aşk İtirafı İzleyebilirsin :)


Öl bit yahu bir öpücük bile olmadan öyle masum bir filmdi ki izlenilmesi gerekir.. Şak diye niye kestim biliyormusunuz..Sizlere detaylarını konun içeriğini anlatmayacağım sadece böyle bir filmin varlığından haberdar olun yeter..Ve izleyin kitabını okumanızı tabiki izleyebilirsiniz..Mutlu sonlara bayılanlar izlesin..İngilizlerin o görkemli baloları kokuşmuşluklarını tabiki es geçmiyorum..








Bayılcaksınız izleyin diyorum :)) 





Pazar, Mayıs 27, 2012

Only You / Always

Şimdi konuya nereden başlıyayım inanın bilemiyorum bu yazının sonu nasıl bitecek gerçekten muamma:))..

Korefanları So Jı Sub filmleri dizileri sanki bana yasaklıdır, o herkesin ayılarak bayılarak salya sümük ağlatan dizi I'am Sorry I Love You dizinde 3 bölümde sıkılıp bırakan So Jı Sub'u soğuk bulan bakışlarınıda donuk bulan ben, filme olan hissiyatımı anlatmadan önce bu muhteşem oyuncudan önyargılarım için özür diliyorum sonrada en büyük fanı olan Kifayet (kendisi So Jı Sub'un Türkiye'de ki fahri elçisi..)'ten sonracığıma tüm fanlardan özür dilerim..:))

Yine duygusal bir anımda Facebook sayfama ''Korefanları ağlayacağımız dramatik bir film var mı ? /kore aşığı'' yazdım ve gecenin 1.10 sularında yorum patlaması ile bu filmi önerdiler hemen google yazdım ama bu olamazdı. So Jı Sub değilmiydi o posterde ki? Evet kesinlikle oydu ve kaçınılmaz sondu bu filmi bu akşam izlemek zorundayım ..Tüm ön yargılarımı ya haklı çıkaracaktım yada yukarıda gördüğünüz gibi özür dileyecektim.



Evet filmi izledim yine ağlamadım ama gözlerim ağlayıp ağlamama da kararsız kalbim üzülmek üzülmemek arasında gel git  yaşadı ve sonunda izledim..


Nasıl Bir Film!



 Jang Cheol-Min ( 
So Ji-sub )
yetimhanede büyümüş eski bir boksördür.. Çok sevdiği boksörlüğü bıraktığında hayatı değişmiş bir takım olaylara karışınca 4 yıl boyunca hapishanede yatmış, hapishaneden çıktığınca artık eskisi gibi bir olmak istemediği için küçük işlerdesu taşıma ,bekçilik vs ..işlerde çalışmaya başlamıştır..


Ha Jung -Hwa  (Han Hyo-joo) üniversiteyi bitiridiği 5 Mayıs günü ailesi yaptığı bir kaza sonucu görme yetisini kaybetmiş güzel bir kadındır..En büyük tutkusu öremediği halde dizi izlemrktir.. Oldukça meraklı ve sıcak ruhlu bir kadın olduğu için de tesadüf eseri Cheol Min ile tanışır .. 

Arada yaşadıkları olaylar ve sıkça görüşmeleri sıcak kadının görmeyen gözleri soğuk ama gören adamın kalbini yumuşatır..Ve izleyiciye doyumsuz bir duygu seli yaşatır...


Filmi izlemeyenler ama izlemek isteyenler varsa burayı okumasın:))

Her ikisininde aşkı o kadar temiz ve güzeldir ki artık Cheol görmeyen sevgilisinin gözleri olmuştur onun için herşeyi yapmak artık yaşamasından önemlidir..Onun için anne baba kardeş sevgisi ve dünyada ne kadar güzel şey varsa artık bu kadındır.. So Jı Sub'un harika oyunculuğu ile görsel şölene dönüşen bu filmde ki karakteri o kadar sahiplenicidir ki temiz bir yaşam ister sevgilisi..Oda boksörlüğe geri döner eskisi gibi olmak ve çok para kazanmak zorundadır.. Yanlız kadınına verdiği bir söz vardır kesinlikle yaralanmak her maçtan sonra yoksa başı belaya girecektir.. Kadın..''Yaralanmadan geleceksin yoksa başın belada der..^'' ve adam sözünde durur..


Fakat bu mutluluk kısa sürer tesadüf eseri yıllar önce kızın yaptığı kazada onun hapse girdiği günde yaptığı kavga yüzünden olduğunu fark eder..Ve suçluluk duygusuna kapılır..Bir gün bu düşüncelerle eve geldiğinde sevdiği kızı bulamaz korkar her yer heryerdedir.. Küçük bir ev kazası geçirmiş hastahaneye götürmüştür..Doktor bir şeyinin olmadığını fakat 1 ay içerisinde ameliyat olmasa görme yetisini kazanmak için şansı olmayacağını söyleyince... Genç adam için fedakarlık zamanıydı o parayı bulmalı ve sevdiği kadına gözlerini vermeliydi..Ve öyle de oldu..Kadın gözlerini açtığında görmek istediği ilk kişi olmasını istemişti..

O parayı kazanmak hiç kolay değildi ölümüne illegal maçlara girip ölümüne savaşarak kazanmıştı fakat herşey için çok geçti ve aradan koca bir iki yıl geçti..

Sonunu bilhassa anlatmayacağım ben çok kötü bir son bekliyordum desem yeterli..



 


Film'in fragmanlarından biri yine 2 Ballad starımdan biri olan Kim Bum Soo söylüyor ahhh çok büyük aşkdı be:)) Sıradan bir konunun olmasına karşın bu So Jı Sub'un o karizmatik sesi ve o ağlama sahnelerinde ki üstadlığına şapka çıkardıyorum:)) Ajusiii sana bayıldım... İzleyinnnn..Başka yazılarda görüşmek üzere...

















Pazar, Mayıs 13, 2012

Kutsal Aşk (Love so Divine )


Merhaba yine ben Kore Aşığı

Yeniden
Kwone Sang Woo Filmlerinden biri ile karşınızdayım ama bu defa sizi ağlatmak için değil güldürmek için Kwone oppa ve ben buradayız:))

İtiraf etmeliyim ki
Sang Woo'yu çok beğeniyorum hüzünlü filmlerin adamı derken yine beni utandırdı..Yine beni şaşırttı kendine hayran bıraktı.. Dün gece öyle aylak aylak Galatasaray şampiyon olmuş cadde cadde araba turu yaptıktan sonra tabi uykum nerelere kaçtı bilemezken, aman efendim bari uykum yok seçeğim bir kore filmi de uykum gelsin dedim..

Ve olan oldu ..Kwone oppa ile yine yollarımız kesişti..Kutsal Aşk filmini şans eseri buldum..İyikide izlemişim yoksa o gözümde hüzünlü filmlerin adamı olarak kalacaktı.. O gerçek bir sanatçı..


Filmin Konusu



Kyu Shık (K.Sang Woo) arkadaşı Sean Deal Thomas ile Rahiplik kursu gören iki genç rahip adayıdır. Komik ve baş belası rahip adayı Sean.. Azimli ve sadece Rahip olmak isteyen Kyu Shık'in başınıda belaya sokunca ceza olarak 1 ay boyunca bir kasabada Papaz Nam'a yardım için gönderililer..İşte ne oluyorsa orada oluyor..

Papaz Nam'ın güzel yiğeni kendisini (Secret Garden efsanesi şimdilerde The King 2 Hearts dizinde oynuyan oyuncu Ha Jı Won )Yang Bong Hie ile karşılaşır.(Ama ne karşılaşma (^.^) ) Y.Bong Hie Amerika'dan Kore'ye sevgilisini karşılamak için ailesinin izni olmadan kaçmış ama ona bu kaçış terkedilişi berberinde getirince  amcasının Kilisesin de beş parasız kalmıştır.. İlk Başlar da yakışıklı papazımız ve güzel kızımız hiç anlaşamaz her fırsatta didişirler.. Fakat bu didişmeler berberinde farklı duyguları da getirmeye başlamıştır.



Kyu Shık ilk başlar da anlamaıyor dur..Ama ona olan hisleri erkeklik hormanları ve birde papaz olma hayalleri birbirine girince aşkı ve papaz olma hayalleri arasında bocalamaya başlar..Ve ortaya seyre dyumsuz bir komedi çıkar..:) Hemde Kutsal Aşk..



Kore Aşığı Film İçin ne diyor..




Ne diyeceğim Korecan! Kore Aşığı yazmış demek ki film çok güzel ayrıca film boyunca Sang Woo 'nun pürüzssüz yüzüne hayran kalmadım mı? Aşık Olmadım mı? Neden burada değilsin seni haylaz demedim mi? Neden bu kadar yakışıklı olmak zorundasın demedim mi? Ha Jı Won unni gerçekten çok güzel bu iki oyuncu o kadar kaliteli ki izlemeyi bırakın zorla gözünüze giriyorlar..Ahh bu film izleyin işte yorumunuzu da bırakın..Haydi başka filmler de görüşmek üzere bassaaa...

Cuma, Mayıs 11, 2012

Pain (Acı)




Kore Aşığı olduğumdan beri bu konuda mütavazi olamayacağım film tercihlerim etkilendiğim filmler oldukça kaliteli..


Acı dolu bir aşkın içinde acı hissetmeyen bir adam ve ölümcül bir hastalığın pençesinde olan genç bir kadının aşk hikayesi..

More Than Blue  izlediğimden beri artık daha fazla ağlayamam dediğimde galiba büyük bir yanılgı içindeymişim.. Ve yine salya sümük ağladım.. Kaderin cilvesine bakın ki bir numara filmim olan  More Than Blue 'nun başrol oyuncusu  Sang Woo-Kwone   yine başrol de ben bu adamı ne kadar seviyorum anlatamam hüzünlü filmlerin adamı .. Bir rol bu kadar gerçekçi olur bir adam bakışları ile ancak bu kadar ağlatır izleyiciyi..

Film çok yeni 2011 yapımı ilk izleyenlerden sayılırım.. 

FİLMİN KONUSU




Acı dolu bir aşkın içinde ..Acı hissetmeyen bir adam ile ölümcül bir hastalığın pençesinde olan genç bir kadının aşk hikayesi.. 




Park Nam Soo .. (Kwone Sang Woo) acı hissetmeyen bir adamdır. Hayatı acı hissetmese de acılarla dolu bir adamdır.Ailesini tüm sevdiklerini trafik kazasında kaybedince koskoca dünyada yapayalnız kalmıştır.İçine kapanık hayatını bir tefecinin gözdağı verme aracı olarak dayak yiyen adamı olarak devam ederken.. Bedeni hiç acı çekmiyor eli yüzü kan içinde kalsa, üzerinde sopalar kırılsa o gözünü bile kırpmıyordu. Ta ki Joo Dong Hyun  (Ryeo Won-Yeon) ile tanışıncaya kadar..



Joo Dong Hyun  (Ryeo Won-Yeon) Hemofili hastası olan tek başına yaşayan hastalıklı yaşamını borçlarla ile uğraşan yalnız kadın.. Kanı pıhtılaşamadığı için eğer parmağına iğne batarsa kanamadan ölme tehlikesi her an olan kadın..  Yalnızlığına Nam Soo ile tanışınca son vermiştir..



Aşkları o kadar değişiktir ki borçlarına karşılık Nam Soo ona bir oda vermiştir. O oda içinde, acı çeken iki bedeni bir araya getiriyordur.. Nam Soo o kadın için artık hissetmek istiyordur..Artık dayak yemek istemiyordur ve farklı bir iş bulmaya çalışmış dublorlük yapıyordur..Öpücük nasıl bir his dir dudakta nasıl bir iz bırakır..Hasta kadın ona ölme ihtimali bile olsa vücudunu ona sunmuş ve artık herşeyi ile birlikteyken..



Kadın hastalanır..Öksürükten bayılmış yolun ortasında öylece kalmıştır hastahane ye gitmek istemiyordur.. ''Eğer hastahaneye gidersem ölürüm herkes hastahanede ölür'' diyordu.. Adam onu yağmurun altında bulup tüm gücü ile sırtına aldığında ölmemesi için dua ediyor du..

Artık kadının kullandığı ilaçlar bünyesinde hiç bir etki yapmadığı için yurtdışından gelecek olan özel bir ilaçla tedavi olacak yaşama ihtimali yükselecektir.. Kadın doktorun sözlerini duyunca Nam Soo'yu terk etmek ister.. Fakat adam bıraksa bile onu asla ölme bırakmayacaktır..



Film'in Fragmanı
 


Film'den

Nam Soo Kilisede Dong Hyun'u ağlarken görünce hiç ağlayamadığını fark etmiştir..Evlerine dönerken.. Dong Hyun'na ulaşmak için bir cep telefonu verir..

Nam Soon:Bir Ankösörlü telefon buldum! Ama çok uzakta..

Dong Hyun:İlk Defa biri beni düşünüyor

Nam Soon:Neden Ağladın?

Dong Hyun:Ağladıktan sonra kendimi rahatlamış ve ferahlamış hissediyorum. Göğsüme merhem sürülmüş gibi.

Nam Soon:Bu Yüzden mi ağladın? Rahatlamk için mi?

Dong Hyun:Evet!

Nam Soon daha sonra yumruğunu sıkar duvara sürtünce..

Dong Hyun:Ne Yapıyorsun?

Nam Soon:Önceleri.. Ağlamak istediğimde bunu yapardım.Ama Hiç acımazdı bu yüzden hiç ağlamazdım.Keşke o zamanlar biri bana sorsaydı ''Neyin var diye'' Joo Dong Hyun! Bana herşeyi anlata bilirsin.Seni ağlatan ve güldüren şeyleri.

Dong Hyun:Nam Soon benimle ilgileniyor.. Buda bana babamı hatırlatıyor.. Onu çok özlüyorum..

Ah bu sahnede ağladım içim cız cız cız oldu...

Ve asıl şu ki filmin o kadar duygu yüklü sahneleri var ki çoğunu yazmak isterim ama heycanı ile izleyin diye yazmıyorum ..Ama bu sözleri yazmadan geçemeyeceğim Dong Hyun hastanede iken..

''Dong Hyun! Benimle konuşmak istemeyebilirsin.Bu yüzden mesaj bırakıyorum..İçinde eşyalarının olduğu kilitli dolabin şifresi 1130.Tanıştığımız ilk günün tarihi.Sensiz orada yaşamak istemedim bu yüzden evimi sattım. Dolapta ki para senin..Yanında götür. Bir gün Avustralya'ya geleceğim ve seni bulacağım.Hatta başka biri ile evlenmiş olsan bile..Bir kez daha benimle karşılaşacaksın.Söz.Lütfen .Elveda..Çok aptalım o zaman söyleyemedim ama sağlıklı bir adamla tanışır uzun bir ömür sürersin.

Acı için Kore Aşığı'nın hisleri

Kesinlikle izlenilmesi gereken bir film... Aşk var Acı var Hüzün var Dram var.. Bu filmi More Than Blue kadar etkileyici bulmasam da ama bu hayatta Kore filmi tutkunu biriyseniz boş vakit değil dolu bir vaktinizi bu filme ayırabilirsiniz.. Kesinlikle şahane ötesi ağlayacağınız özellikle de benim gibi kalbi yaralılar için yanında bir kutu dolusu ağrıkesici mendil gibi eşya barındırma şartı ile..KESİNLİKLE İZLEYİN

                                               
Warning:Kesinlikle İzleyin..







Perşembe, Eylül 22, 2011

The King and the Clown/ Kral ve Soytarı


Söze nereden başlasam bilemiyorum.Bu filmi nasıl anlatsam..Film Kore'nin en yüksek hasılatlı en çok izlenen filmi ve karşınızda Kral Ve Soytarı.  Afişten anlayacağınız üzere film tarihi konusuda çoğu Kore Tarihi filmlerinde olduğu gibi gerçek olayları anlatmaktadır...Kore'nin en ünlü en çok izlenen filminin yanı sıra 2005 yapımı olmasına karşın 2007'de Oscar adayı olmuştur..(İzlemeniz şiddetle tavsiye edilir avrupa bile fark ettiyse :D)



Filmi yeni izledim daha önce neden izlemedim benim gibi kore aşığı olan biri için gerçekten üzücü..


Oyuncular

* Lee jun-ki Gong-gil adında kız kılıklı bir soytarı


* Jung Ji-Young Kafayı sıyırmış zalim Kralı oynuyor


*Karm Woo-Sung Diğer soytarı Gong-gil in savunucusu zeki palyaço 

*Kang Sung-Yeon
Kıskançlığın zirvesinde ketum entrikacı kralın gözde cariyesi

Soytarılar..


Hayatını insanları eğlendirmek için soytarılık yaparak kazanan insanların hikayesi.. Gong-Gil her kadını kıskandıracak her erkeğide etkileyebilecek kıza benziyen bir adamdır,hayatını kız kılığına girerek diğer soytarı adamla birlikte gösteriler yaparak kazanmaktadır.Ama gelin görün ki Gong-gil (Lee Jun-ki) Bir kadın kadar çekici olunca onu izleyen şehvet düşkünü adamlarında gözdesi oluyor.Burada Lee Jun-Ki'nin muhteşem oyunculuğunu anlatmak inanın saatler alır o kadar mükemmel bir oyunculuktur anlayacağınız.Gösterilerindeki kadın kıyaetlerini yapılan makyaj ve dans ile Jun-ki'yi tanımayanlar direk kız derler ve yaptığı jest mimikler ile gerçekten oscarlık oyuncu..


Kadın kıyafetleri giyince gerçekten çok güzel oluyor ben bile kıskandım hani film boyunca en çok dikkatimi çeken kibar elleri benim bile böyle bir elim yok dedim:) Filmdeki danslar gerçekten özel olarak hazırlanmış çok estetikdi.Filme dönersek Gong-Gil'in erkeklerin gözdesi olması ona aşık olan diğer soytarı adam buna tahammül edemez ve bir şekilde onuda yanına alarak Seul'e birlikte giderler.Seul' gittiklerinde Kral'ı hicvetmeye başlarlar öyleki bunda başarılı da olurlar.Günlerden bir gün Kral'ın en yakın adamı bu gösteriyi izler.Onların yaptığı gösteride Kral'ın en mahremi haremini anlatıyordur Kral'ın eskiden ünlü bir ahişeyi gözdesi yapmasını anlatıyordur..İnanın o sahnelerde resmen kopmuştum gerçekten olağnüstü bir anlatım  şekliydi..Kral2ın adamı bu olayı gördüğünde bunu suç olarak görmüş hemen askerlerini yollatıp onları yakalamıştır evinin önünde onları öldüresiye dövmeye hazırlanırken soytarı adam bağırarak isyan ediyor.
_Böyle ölemeyiz herkez gösterimize güldü.Kötü bir şey yapmadık.Kral'da gülecektir.Tabi Kralın adamı bunu duyunca ''Ne yani Kral'amı izleteceksiniz'' Soytarı ''Evet Kral gülmezsse o zaman karar verirsiniz...''


Kral'ın ilkkez kız kılıklı Gong-gil'i gördüğü yer


Bizim soytarılar korka korka.. Kral ve tüm
bakanların önünde Kral ile dalga geçtikleri oyunlarını oynamaya başlarlar.Ama kral da ne kral bildiğiniz psikopat manyak denilecek statüde zalim bir adam.Tarih kitaplarında bile Kral'ı böyle anlatıyorlar tabi benim gibi manyak demiyorlar :D Ama bildiğiniz psikopat küçükken annesinin zehirlenerek öldürülmesini hiç bir zaman kabullenememiş şuan ki kişiliğini o travma yüzünden olduğu her halinden belli etti film boyunca ama bu adam gerçekten harika bir oyucu.Öyleki soytarılar korkarak gösterilerini sunarken son ana kadar herkezin yüzünde asık ifadeyi Gong-gil'in muhteşem sahnesinde Kral bildiğiniz kopuyor.Psikopat Kralın kahkahaları tüm sarayı çınlatıyor.Kral o an bir karar veriyor ürkütücü sesi ile ''Bu soytarılara sarayda yer verin bundan sonra buradalar.'' demesi ile soytarıların hayatı değişiyor.Saray herkezin yaşamak istediği yerdi.


Şansımız döndü derken psikopat Kral'ın çocukluğunda yaşadığı olayları ve sarayda kim varsa onu hicvetmeye başlıyorlar.Tüm bunlar yaşanırken Gong-gil'in cazibesi Kral'ıda etkiliyor ve Kral'ın gözdesi kıskanç cariyeyi bile bunun farkına varıyor.Ama gerçekten cariyeyi oynayan oyuncu hakkı ile oynamış ilmdeki mimiklerine bayılmıştım..Cariye bunun farkına vardığı zaman kız kılıklı bu adamı defetmek için  entrikalar çevirmeye başlıyor.Soytarılar her gösteriden sonra birilerinin katli oluyor yerli yerindeki taşlar yer değiştiriyordu.Bu diğer soytarının gözünden kaçmamış gitmek istediklerinde artık bunun geç olduuğunu ark etsede fark etmesi bile geç olmuştu.Son bir oyundan sonra kaçacaklardı.Ama son dedikleri oyundan sonra bile bir oyun daha vardı bilmedikleri.

Çoooook ağladım Kral'a gösteri yaparken bileklerini kesti:(

Film konu ve işleyiş bakımından o kadar güzeldiki oscar'a aday bile olması Lee Jun-ki oppanın harika oyunculuğu yüzünden en iyi erkek oyuncu ödüllerini bir vantilatör gibi süpürmesi gerçekten filmin kaliteli olduğunun göstergesi diyorum ve kesinlikle izlenilmeli..

    
    Çok komik bir sahneydi.:D


    Bu sahnede çok gülmüştüm Kral'a yaptıkları bir gösteride onlar eğlence amaçlı zannederken psikopat Kral'ın hayatından bir kesiti canlandırıyorlardı..Bir bakanın yolsuzluğunu canlandırıyorlar soytarılar ve Kral kahkahlarla gülerken orada bulunan herkez adeta kanları donuyordu..Anlattıkları hicivde Kral'ın cinsel organını balkabağı (nihahhah burada koptum kocam bir şey koymuşlar hhah) gibi birşey koymuşlar :)) hala gülüyorum baş soytarı bunun için diyorduki..
    _Ne yani sorun Kral'ın takımlarımı:) ne yapabilirdik ki Bu kral herhalde takımı da büyük olacaktı senin benim gibi olamaz ya....

    Bu film neden izlenir?


    * Filmde anlatılan insanlar o kadar gerçekçi ki hayran kalmamak mümkün değil Film daha ilk başından beni izleeeeeeee diye bağırıyor.


    * Lee Jun-ki 'nin muhteşem oyunculuğu jest ve mimikleri ile bu film ayrı bir boyuta geçiyor öyle ki adam nerede ödül varsa silip süpürmüş..


    * Yine Lee Jun-Ki'nin çok zarif halleri var gerçekten bir kızssanız filmi izliyorsunuz ''acaba ben bu kadar kibarmıyım'' dersiniz hani böyle yumuşak :)) veya kadınsı değil öyle ince bir çizgi varki erkek ama kız gibi duruyor..Filmde en çok bu dikkatimi çekti ve o inanılmaz ağlayışları Filmde bir sahnede Kral'ın gözünün önünde bileklerini kesti ..İşte benim bittiğim sahne..



    * Diğer soytarı adamın ip üzerinde atlayışları var resmen aman allahım gitti adam bitti omooo vay anasını nasıl yaptı gibi bir sürü hayeret verici kelimeler kulannabilirsiniz.Gerçekten mükemmel bir oyuncuydu hayran kaldım bu kadar gerçekçi anlatım olamazdı.Gong-gil' e aşık tavırları korumacı hali onu bekleyişlerine yürek dayanmaz...İçimden hep dedim ki''ahh üzülme soytarı bende senin yerinde olsam Gong-gil'e aşık olurdum..:))''


    * Kral, aişşş şu kral yokmuydu her izlediğim komik sahnede ahh kanımı dondurdu o ne kahkahaydı resmen bizim EROL TAŞ kahkahaları gibi nihahahhahaha diye ahh resmen bilgasayardan içeri girip ağzına iki tokat gelesim geldi..Soğuk ürkütücü zalim acımasız.Seni geber hemi dedim film boyunca ama adamda çok kötü bir çocukluk yşamış az ahh az değil bildiğiniz kaçık olmuş:)) izlenirmi bu adam izlenir..


    Uyarı..


    Bu filmi kesinlikle izleyin çünkü çok fazla şey yazmadım..Film Kore'nin yanı sıra avrupa ve asyada da kitle oluşturmuş oscar'a aday olmuş yani anlayın işte izleyin diyorum bu güzellikten mahrum kalmayın derim...





    

    Cumartesi, Ağustos 13, 2011

    More Than Blue (Hüzünden Öte)

    More Than Blue namı diğer Hüzünden Öte...
    Kore'nin baş yapıtlarından bir film..adı gibi hüzünden öte..

    Aşk Nedir sizce? Aşkı nasıl yaşardınız?Nasıl sevilmek isterdiniz?
    Bu filmi izleyeli aylar oldu tesadüf eseri  bakmıştım ve hayatımda en beğendiğim filmi bile iki kere izlemeyen ben bu filmi iki kere izledim.Peki sıkılmadınmı ''Ben hayatta izlemem'' diyenleriniz mutlaka vardır ama bu filmi izlemeden yorum yapmış olursunuz.

    Gelelim filmin konusuna...


    K ve Cream 'in hikayesi...İkiside yetim büyümüş ikiside yalnız ve kırgın dı, bir tanışmanın ardından aynı evde yaşamaya başladılar. İkiside kimselerin bilmediği isimler takdılar birbirlerine kız bir dondurma kadar soğuk ve tatlıydı adam ona (ıce) Cream adını verdi .Adamsa artık A.B.C.D.E.F.G.K
    değil sadece K olmuştu..K, Cream'e deliler gibi aşık dı ama bunu söyleyemiyor du çünkü her an faaliyete geçecek kanserli hücreleri vardı..Ölmeden önce tek istediği Cream'in sağlıklı mükemmel bir adamla evlenmesiydi.

    Bir gün bu isteği gerçekleşir.Cream,zengin kültürlü sağlıklı bir adamla tanışır tek sorun adam nişanlıdır.Ortada ki bir kaç sorun K tarafından halledilir çünkü Cream yalnız kalmaktan çok korkan bir kızdır eğer o ölürse yalnız kalacaktır...
    K için yine fedakarlık zamanıydı ..


    K, adamın herşeyini araştırır sağlık raporu, ailesi,yaşamı madiyatı adam kusursuz Cream için ideal eşdir.Tek sorun nişanlı olması bunuda halletmek zorundadır..Kadına sağlık raporlarını gösterip çok az bir zamanının kaldığını söyler ..

    “Nişanlından ayrılmana ihtiyacım var

    Sevdiğim kız ona aşık oldu..”
    Kadın bu olayı çok etkileyici bulur tek bir şartı vardı K fotoğrafları..K bunuda kabul eder..


    İşte Filmin en acıklı sahnelerinden:(



    _Aşk nedir? diye sorar kadın..

    _Aşk dişlerini fırçalamak gibidir, der adam..
    _Ama bunu tek başına yaparsın
    _Birine göstermek için mi dişlerini fırçalarsın(?)
    Aşkla ilgili her şey dişlere bağlanmıştı..

    “Aşk, diş fırçalamak gibidir”

    “Evlilik, bir diş fırçası kabıdır”
    Kap sadece bir tanedir, ama diş fırçası çok fazladır..
    Beraber birlikte olmak, bir kaptaki diş fırçaları gibi..
    Ve mükemmel adam diş doktoruydu…

    Cream, Mükememel adamla aynı bardaktan kahve içip''Şimdi aynı bardaktan kahve içtik,şimdi öpüşmüşmü oluyoruz'' Hergün muayyenhanesine gidip ''Geçen gün öpüşdük şimdide ağzıma bakıp içimi gördün'' ne yapsak ki gibi sözler sarf edip adamın dikkatini çekmeyi başarır. Böylelikle ilişkileri devam eder...



    Bir dileğin var mı diye sorar Cream K’ye..
    K: Kaşığını kaldır, bütün yemeğini ye der..
    Cream: Sonra?
    K: Harika biriyle tanış ve evlen
    Cream: Seninle evlenemezmiyim?
    K: Ben harika biri değilim...

    Filmi güzel yapan neydi biliyormusunuz ..Sonuna kadar K için üzülüyorsunuz onun ağlayışları için sessiz çığlıklarına içinize kaynar su dökülmüş gibi sıcak ağlayışlarınız içinize akıyor ..:(
    Filmden bir kaç replik :(
    Cream sorar..Eğer olabilseydi ne olarak doğmak isterdin?”
    _Eğer yeniden doğarsam… Yüzük.. gözlük.. yatak.. günlük..
    _Bu tür şeyler olarak mı doğmak istiyorsun bunun neresi eğlenceli?
    _Beni satın alabilirsin böylece yanında daima mutlu olurum..


    Doktorun eski nişanlısı K sorar
    Sen ağlarken içimin eridiğini hissettim.. Bu kadar az zamanın kalmışken mutlu olman gerekmez miydi? Gülmen gerekmez miydi?



    _Açsan yemek yersin, kalbin kırıldıysa ağlarsın.. Eğer mutluysan gülersin, senin gibi kendini tutmazsın.. Gerçekten bu şekilde mi ölmek istiyorsun?


    _Hayır! Mutlu bir hayat yaşamak istiyorum.. Yarın onunla evlenen kişi olmak istiyorum.. Fakat bu sadece bir rüya.. Hüzünlü bir rüya.. Hayal kurmayı bıraktım.. 

    Başlarda ne kadar kızmıştım Cream'e c.Oysaki  filmin son 20 dakikasına gelmiş gözlerim ağlamaktan şişmişken bir acı gerçekle daha karşılaştım Cream onu belkide K'den bile daha fazla sevmişti.Sessiz bir aşkdı onun vitamin ilaçları diye içtiği ilaçların aslında ağır kanser hastaları için kullanılan ağrı kesici olduğunu anlayınca şu sözler söylüyordu..''ABC vitaminlerinin gerçekte ne olduğunu öğrendiğimde tüm dünyam zifiri karanlık olduğunda ben K’den önce öldüm..”

    Filmde en çok ağladığım sahne Cream ve K'nin doktorunda bulunduğu sahnede K onları bırakıp gittiğinde ağlayarak caddede (ahh yazarken bile kötü oldum:() kahrolmuşdum.Cream'den nefret etmişdimki bakın o orda ne yaşamışdı onun sözleri ile ..''Kendimle bir anlaşma yaptım.. Eğer arkasını dönerse ona her şeyi anlatacaktım.. Ona sarılacak ve herşeye son verecektim.. Ama K, arkasına bile bakmadı..”

    Eve döndüğünde ''Onu sevdiğimi söylemek istiyorum.. Ama biliyorum ki söyleyemeden önce gözyaşlarım dökülecek.. Bu yüzden sessiz kaldım..”

    K acılar içinde tarifsiz üzüntü ile onu kilisede koluna girmişkken..Cream:''Onunla o koridorda yürürken aslında seninle evleniyordum.''


    Ve filmin sonu aslında benim için mutlu sondu doktor için üzülsemde yaacak bir şey yokdu. Cream onu ölümde bile yalnız bırakmamıştı...
    Ve filmin can alıcı şarkısı ahhh film bitti bir de sonda çalan şarkıya ağladım..
    Bu filmimizin fragmanı:((( izlemeyenler bir göz atsın okadar çok şey yazmadım ki..
    Lee Seung Chul ve inanılmaz filmin muhteşem şarkısı No One Else
    Ve filmi izledikten sonra soracağınız tek soru ''Ben hiç böyle sevilmedim'':(((
    1. Bu filmi izlemeden geçmeyin çünkü ...çünküsü yok izleyin derim